MEMİK KİYA 'NIN HAYATI
Koçlu köyünden Meryem ile evli olan Hasan Ağanın 3.Oğlu olan Memik Kiya 1908’de Gaziantep’te doğdu. 1914’te Altı yaşındayken 1.Dünya Savaşı çıktı. Babası Hasan Ağa (Büyük Hacı Ağa oğlu) seferberlik emriyle silah altına alındı. Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesiyle Hasan Ağa Güney Cephesine gönderildi. Meryem, genç yaşta Dört oğlu (Hacı,Mustafa,Memik,Mehmet) ve bir kızı(Hüsne) ile başbaşa kaldı.1.Dünya Savaşı bitti. Fakat Hasan Ağa ve köyden gidenlerin hiç biri geri dönmedi. Memik Kiya babasının şehit haberini aldı.Babasızlığın acısını yaşarken Antep Harbi çıktı. Büyük ağabeyi Hacı geceleri çete savaşlarına katıldı.Kendisi askerliğini Antep’te yaptı 1934’te Hacı Ağabeyi sınır kaçakçılığından Suriye sınırında, jandarmalar tarafından vuruldu. Ağabeyinin ölüm acısını yaşarken, bu konuya bağlı olarak ağabeyi Mustafa ve küçük kardeşi Mehmet hapse girdiler. Acılar üstüste geldi. Tek başına Dört kardeşin ailesine hem bakmak ve hem de korumak zorunda kaldı. Ayrıca dış düşmanlara karşı da dik durdu. Bir süre sonra Aşağı Höcüklü’de olan tek ablasının eşi de öldü. Onun acısı da yüklendi. Ablasını(Hüsne) ve ablasının çocuklarını (Memik, Ahmet ve Hacı) Karayusuflu köyüne gertirip yerleştirdi. Bütün bu acılarla baş ettiyse de, hem acılara dayanıklı hem de güçlü olsa da oldukça yoruldu ve yıprandı.Cennet bibisinin kızı Zöhre ile evlendi. Bir süre sonra Zöhre hastalandı.Onun talebiyle yani eşi Memik Kiya’ya “çocuklarıma ancak bu kız bakar” diyerek bizzat gidip Derviş Ali eşi Fatma’dan kızı Zöhre’yi istedi. Memik Kiya ve adaşı Zöhre’yi (Derviş Ali kızı) evlendirdikten kısa bir süre sonra vefat etti. 1950 yılında iktidar Cumhuriyet Halk Partisinden Demokrat Partisine geçince muhtarlığı kendi eliyle büyük yeğeni Memik’e devretti. Fakat kendi adını taşıyan yeğeni başta olmak üzere diğer iki yeğeni de kendisine vefasızlık edince artık ruhen iyice yıprandı. Tam bu sıralar Mustafa ağabeyi 1957’de vafat edince bitmeyen üzüntüler ve sıkıntılar bedenine vurdu ve siroz hastalığına yakalandı. Yıllarca çekti. İçkiye düşkünlüğü arttı. Çevre köy ileri gelenleri gelip, ölçüyü kaçırmaması için minnet rica ettiler. Fakat artık hem ruhsal hem bedensel acılar dayanılmaz seviyelere ulaştı.1965 yılına gelindiğinde en küçük ve son oğlu doğdu.İki tane de evlat acısı yaşadı. Artık kendini saldı. 1967 yılı büyük kar yılı oldu.Hastalığı çok artmasına rağmen şehir merkezine (Gaziantep’e) gitme imkanı yoktu.Yol da yoktu.Taşıt ta yoktu.Şubat sonuna gelindiğinde dışarıda havaya baktılar. Zor güç olsa da yola gidilebilir olmuştu. Memik Kiya çocuklarla vedalaştı. En küçük oğlu İki yaşındaydı. Ona son kez baktı. 2.eşi Zöhre’yle de vedlaşırken“Nafi’ye iyi bak” dedi. Köylüler at üstüne salaca yaptılar. Memik Kiya’yı üstüne yatırdılar. Düşme olasılığını azaltmak için iyice bağladılar. İşi sağlama almak için atın bir yanında iki kişi diğer yanında iki kişi Dört kişi semerin kaşlarından tutarak eşlik ettiler. Aşağı Tandırcık, Kastel ve Ballık’tan geçerek, kara çamura batarak Kıraç’a ulaştılar. Saatlerce araba beklediler. Adıyaman yönünden gelen bir kamyona bindirdiler. İki kişi ona eşlik etti. İki kişi de atı alarak köye döndü. Memik Kiya’yı Yılmazer Hastanesine yatırdılar. Sahibi kendisinin arkadaşıydı. On gün sonra 9 Mart 1967’de ölüm haberi köye ulaştı. Ancak cenazesi o iklim şartlarında köye ulaşamazdı. Gaziantep Asri Mezarlığına defnedildi. Bir süre sonra büyük ağabeyi Küçük Hacı’nın küçük oğlu Cemal mezarını yaptırdı. Memik Kiya geriye Dokuz erkek çocuk (Şükrü, Hüseyin, Nuri, Nihat, Sait, Mehmet, Hacı Mıstafa, Orhan ve Nafi) ve Üç kız çocuk (Yüksel, Türkan, Nevin) bıraktı. Çocuklarına fazlasıyla mal mülk bıraktı. Hatta her bir torununun geçimini temin edecek kadar mal mülk bıraktı. Ruhu şad olsun.Ne yazık ki, çocuklarının yarısına yakını ve torunlarının çok büyük çoğunluğu yılda bir kez olsun mezarına uğrayıp dua etmemektedirler. Onun bıraktığı tarlaları ekip biçerken, harman kaldırırken, onun kendi eliyle dikip, aşılayıp yetiştirdiği fıstık ağaçlarından hasılat toplarken ona vefa göstermemektedirler. Ömür çileler içinde geçmişken bu da onun ne kadar bahtsız olduğunun bir başka göstergesidir. Çevrede oldukça saygın olan Memik Kiya'nın Elli yıl boyunca üzerine eklemeden biz 1.derceden çocukları onun maddi ve manevi mirasının gölgesinde yaşadık.Üzerine eklemedik. Bunun değerini bilemedik. Yaratan bilsin ve cennetine koysun.
NAFİ ÇAĞLAR 1
9 Mart 2026 / İstanbul
KIYGIN BABAM Memik Kiya
(Ölüm Tarihi ; 9 Mart 1967)
Seferberlik emri ulaştı köye,
Geldi pusula baban Hasan Bey’e,
Pusatlandı gitti Güney cepheye.
Altı yaşında yetim kaldın babam!..
Çile yüklendin ergenlik yaşında,
Kuzgunlar dolaştı yurdun başında,
Lezzet kalmamıştı bulgur aşında,
Kuru ekmeğe pekmez çaldın babam!..
Bir bir kaybettin can kardeşlerini,
Saydın, sevdin, ezmedin eşlerini,
Yarına bırakmadın işlerini,
Oğulların dağlara saldın babam!..
Her zaman korudun sağlam genini,
Yaz, kış kararttın esmer tenini,
Dağda, belde parçalattın yenini,
Gövdesi olmayana daldın babam!..
Altmışyedi’nin dam boyu karında,
Gecelerin bitmeyen o zarında,
Mevsimlerin sözde ilk baharında,
Çaresizce düşündün daldın babam!..
Derin acıdan sonra sabah oldu.
Yavrular sobanın başına doldu,
Ayrılık fikriyle de benzin soldu,
Küçük oğula bakıp kaldın babam!..
Karsambaçtı yerler, karlı-çamurlu,
Buluttu hava, arada yağmurlu,
Hayatın geçti başın dik, onurlu,
Yoldaşlarına şeker baldın babam!..
Tepelerin yeşil acalasında,
At sırtında, odun salacasında,
Yüreğe düşen ölüm sancısında,
Havadan son bir nefes aldın babam!..
Ara sıra gözlerini açarken,
Soğuk sulardan bir yudum içerken,
Doğuda, sıra köylerden geçerken,
Görenlerden alkışlar aldın babam!..
Götürdüler Kıraç denen kanyona,
Bindirdiler üstü açık kamyona,
Biliyordun, gitmekteydin sona,
Kalanlarla selamlar saldın babam!..
NAFİZ TANÇAĞLAR
9 Şubat 2022 Çarşamba 09.09
Y.Ova / K.Çekmece / İstanbul
Gittin de köyüne geri varmadın.
Gelip, obanın başında durmadın.
Şu Nafi Çağlar’ı tekrar sarmadın.
Yıllarımı anlamsız kıldın babam!..
NAFİZ TANÇAĞLAR
10 Mart 2025 Pazartesi 13.27
Y.Ova / K.Çekmece / İstanbul
Kıygın ; Kıyılmış, mağdur edilmiş.(1.Dünya Savaşı mağduru)
Kiya ; Osmanlı Devleti döneminde dar alanda bölgesel yönetici. Günümüzde, Gaziantep, Kilis tarafında ve Kahramanmaraş’ın güneydoğu (Pazarcık) bölgesinde muhtar anlamında kullanılmaktadır.
Hasan Ağa ; Güney Ceplerine gidip geri dönmeyenlerden.
(Yemen Cephesi’nde şehit olduğu söylenmektedir.)
Karsambaç ; Kar ile üzüm pekmezinin karıştırılmasıyla elde edilen kışlık soğuk yiyecek.
(Burada çamur, cıvık, yarı akışkan üzüm pekmezine benzetilmiştir.)
Salaca ; İki odunu karşılıklı uzatarak yapılmış olan basit bir yatak.
Küçük Oğul ; Nafi Çağlar ( İki yaşında)